fbpx
FutbolÖzel Yazılar

Futbol ile Sinemanın Buluştuğu 10 Film

Yönetmenliğini Serdar Akar’ın yaptığı Dar Alanda Kısa Paslaşmalar filminde geçen ‘hayat fena halde futbola benzer’’ cümlesini ya da Simon Kuper tarafından yazılan bir kitabın adı olan ‘’futbol asla sadece futbol değildir’’ cümlesini hepimiz duymuşuzdur. Burada bahsedilen şey, futbolun yalnızca bir oyun ya da bir spor olmadığı, daha fazla anlamı olduğudur. Çünkü gerçekten öyledir. Futbolda, yani saha içinde, hayatta yaşanan tüm duyguları yaşamak mümkündür. Yeşil sahada yaşananlar insana mutluluğu, sevinci, mutsuzluğu, üzüntüyü, acıyı, korkuyu, öfkeyi ve gerilimi yaşatabilir. Rakip takımının kalabalık defansı arasında kaybolmuş bir forvet yalnızlığı, ezeli rakibe transfer olmuş bir futbolcu ise ihaneti öğretebilir. Gözlerinizi hakeme çevirdiğinizde ondan beklentiniz adalet arayışını temsil edebilir, büyük bütçeli takımlarla daha mütevazı paralarla mücadele etmek zorunda kalan takımlar sınıf farkının en basit örneğidir. Büyük takımlardan Anadolu takımına transfer olmuş bir futbolcuyla, taşrada hayatın anlamını arayan insan aynıdır ya da takımındaki en sevdiği futbolcuyu bir başka takımda izlemek zorunda olmak ayrılan sevgiliyi bir başkasıyla görmek gibidir. Bir futbol maçında, hayattaki her duyguyu yaşamak ve hayatın temsil ettiği değerli görmek mümkündür, tıpkı sinemada olduğu gibi.

Zeki Demirkubuz’un ‘’hayat neyse futbol da odur, futbol neyse hayat da odur’’ cümlesini kurduğu, hayata fena halde benzeyen futbolun, sinema ile yollarının kesiştiği 10 filmi sizler için seçtik:

  1. Taçsız Kral (Atıf Yılmaz, 1965)
    Bir film düşünün ki Metin Oktay’ın hayatını anlatsın, filmin başrolünde Metin Oktay oynasın, ona Ajda Pekkan, Gönül Yazar ve Erol Taş gibi isimler eşik etsin, bununla da kalmayarak filmi usta yönetmen Atıf Yılmaz yönetsin ve yapımcılığını da bir başka usta yönetmen Ertem Eğilmez üstlensin. İşte Taçsız Kral filmi, tam olarak böyle bir film.

    Türkiye sinemasındaki ilk ve şimdilik tek biyografi türündeki futbol filmi, aynı zamanda Taçsız Kral’ın yer aldığı ilk ve tek film olma özelliğini taşıyor. Metin Oktay’ın ‘’ya ben ya Galatasaray?’’ sorusuna ‘’Galatasaray’’ diye cevap verip ‘’o daha vefalı’’ cevabıyla hatırlanabilecek film, bu sahnesiyle futbolun asla sadece futbol olmadığını ve hayatın başka herhangi bir alanında bulunmayacak bir aidiyet duygusuna sahip olduğunun en büyük göstergesi.

    *Benzer dönemde çekilmiş Türkiye sinemasındaki bazı film örnekleri: İnek Şaban (1978), Gol Kralı (1980), Ya Ya Ya Şa Şa Şa (1985)
  2. Zafere Kaçış (Escape to Victory – John Huston, 1981)
    Gerçek bir olaydan sinemaya uyarlanan bu film; İkinci Dünya Savaşı sırasında esir düşen toplama kampındaki Macarların oluşturduğu futbol takımının, Alman Milli Takımı’na karşı mücadelesini ve büyük bir mucize gerçekleştirerek elde ettikleri destansı zaferlerini konu ediyor. Sylvester Stallone, Michael Caine, Max von Sydow gibi usta oyunculara Pepe, Bobby Moore ve Osvaldo Ardiles gibi usta futbolcular eşlik ediyor.

    Ayrıca bu filmin, 1961 yılı yapımlı ‘’Cehennemde İki Devre’’ (Ket Felidö A Pokolban, 1961) adlı Macar filminden yola çıkarak yapıldığını hatırlatarak, hikayenin sinemaya uyarlandığı bu ilk filmi de öneriyorum.
  3. Dar Alanda Kısa Paslaşmalar (Serdar Akar, 2000)
    “Hayat futbola fena halde benzer” repliğini adeta hayatımızın bir cümlesi haline getirmeyi başarmış bu film, bir yandan Esnafspor’u Amatör Ligde şampiyon yapma hayalini kuran bir yandan da hayattaki sorunlarıyla mücadele etmeye çalışan küçük insanların hikayesini anlatıyor. Yönetmen Serdar Akar’ın kendi çocukluğunu geçirdiği kasabadan ve kendi ailesinden yola çıkarak yazdığı bu filmin oyuncu kadrosunda Savaş Dinçel, Erkan Can, Uğur Polat ve Müjde Ar gibi usta oyuncular yer alıyor.
  4. Yeşil Sokak Holiganları (Green Street Hooligans – Lexi Alexander, 2005)
    Yüzüklerin Efendisi serisinde canlandırdığı Frodo Baggins rolüyle tanıdığımız ve Selda Bağcan hayranı olduğu için içten içe mutlu olduğumuz Elijah Wood’un başrolünde yer aldığı bu film, sinema tarihinde taraftar kültürünü en iyi anlatan film diyebilirim. Harvard Üniversitesi’nden atıldıktan sonra ablasının yanına tanışan ve burada Yeşil Sokak üyesi olan Matt’in hikayesinin anlatıldığı bu film, İngiltere’de holiganlığın tavan yaptığı bir dönemde tribündeki şiddeti tüm acımasızlığı ve gerçekliğiyle ele alıyor. Filmin başında kibar, sessiz ve sakin biri olan Matt karakterinin, filmin sonunda büründüğü hal, sinemadaki en iyi karakter gelişimlerinden biri olurken, futbolun aidiyetinin ne kadar büyük olduğunu da bir kez daha anlamımıza yol açıyor. Filmin son sahnesi ise film bittikten uzun bir süre daha sizin kafanızda olmaya devam edecek.

    Öte yandan bu filmin, 2009 ve 2013 yıllarında yapılmış devam filmleri mevcut. Ancak ben izlemeyi tercih etmedim. Dileyen bu filmleri de izleyebilir.
  5. Gol (Goal! Series – 2005)
    Üç filmden oluşan film serisinin, ilk filmi 2005 yılında çıktı. Santiago Munez adındaki Meksikalı bir gencin kaçak bir yolla Amerika’ya gelip, futbolcu olma hayalinin peşinden giderek Newcastle United’a transfer olmasını anlatan filmin başarısının ardından serinin ikinci filmi 2007 yılında yayınlandı. ‘’Goal II: Living the Dream’’ adındaki devam filminde hikayesine devam eden Santiago, dünyanın en büyük kulübüne, Real Madrid’e transfer oluyor ve burada gerçek bir futbol kahramanına dönüşüyordu. FIFA ile işbirliği yapan bu filmde gerçek futbol yıldızları olan Zidane, David Beckham gibi Real Madrid forması giyen çoğu futbolcunun yer aldığını hatırlatalım. Serinin üçüncü filmi 2008 yılında yayınlanırken, ilk iki film kadar başarılı olamamış ve hayal kırıklığı olmuştur. ‘’Goal! 3: Taking on the World’’ adındaki film, Santiago Munez’in tıpkı Hayat Bilgisi dizisinde Fenerbahçe’ye transfer olmaya hazırlanırken talihsiz bir araba kazasıyla bunun gerçekleşmemesini gördüğümüz Ortega Sedat ile aynı kaderi yaşayan Santiago Munez’in trafik kazası geçirmesiyle Dünya Kupası’na gidememesi üzerine İngiltere Milli Takımı’na yıllar sonra başarı getirmeyi amaçlayan iki başka futbolcunun hikayesini anlatmaktadır.
  6. Hayata Çalım At (Looking for Eric – Ken Loach, 2009)
    Usta İngiliz yönetmen Ken Loach’ın yönetmenliğini üstlendiği bu film, hayatı gün geçtikçe daha kötüye giden Eric Bishop adındaki futbol fanatiğine odaklanıyor. Hayatla ilgili sorunları büyüyen Eric, günün birinde odasında kocaman bir posteri bulunan Eric Cantona’nın hayatına dahil olur. Bundan sonra Eric’in yaşam koçu, hayranı olduğu futbolcu olacaktır. Ken Loach mizahını doyasıyla yaşadığımız bu filmde Eric Cantona’nın başrolde yer aldığını ve yeşil sahalarda olduğu kadar kamera önünde de karizma olduğunu söyleyeyim.

  7. Kaledeki Yalnızlık (Volga Sorgu, 2011)
    Kariyerindeki en parlak günleri geride bırakmış Nurettin adlı kalecinin hikayesini anlatan bu yerli film, Gözden düşen bir futbol kalecisinin hikayesi üzerinden, baba oğul ilişkilerini, futbol sporunda şike sorununu ve unutulan komşuluk ilişkilerini ele alıyor. Volga Sorgu’nun yazıp yönettiği filmin oyuncu kadrosunda Numan Çakır, Özlem Tekin, Erkan Can, Nur Sürer, Menderes Samancılar ve Tolga Sarıtaş gibi isimler bulunuyor.

  8. Ofsayt (Offside – Jafar Panahi, 2006)

İran sinemasının en önemli yönetmenlerinden Jafar Panahi’nin yönetmenliğini üstlendiği bu film, İran’daki kadınların hikayesini futbol üzerinden anlatıyor. 2006 Dünya Kupası’nda çok önemli maça çıkan İran Milli Futbol Takımı’nı yasak olmasına rağmen stadyumda izlemek isteyen İranlı kadınları merkeze taşıyan film, Berlin Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’ne layık görülmüştü.

9. Futbol AŞ (The Football Factory – Nick Love, 2004)

Bir romandan uyarlanan bu film, Chelsea taraftarlarının Millwall düşmanlığı üzerinden bir futbol holiganının hayatını ele alıyor. Tomy adındaki bu taraftarın yaşadıkları, futboldaki şiddetin ne kadar kötü olduğunu gösterirken, futbola duyulan böyle bir sevginin hayatları ne kadar alt üst edebileceğinin altını çiziyor.

10. Kırık Kalpler Bankası (Onur Ünlü, 2015)

Socrates Dergisi’ne verdiği bir röportajda “futbol, eroin ve Allah üzerine bir film çekmek istiyorum’’ diyen Onur Ünlü’nün isteğini gerçekleştirdiğini gösteren bu film, amatör futbol takımında oynayan ve banka soymak isteyen insanları merkezine alıyor. Romeo ve Juliet uyarlaması olan bu filmin oyuncu kadrosunda Haluk Bilginer, Hazal Kaya, Zerrin Tekindor, Taner Ölmez, Ahmet Mümtaz Taylan   , Serkan Keskin ve Metin Akdülger gibi sayısız isim yer alıyor. Sinemalarda gösterilmeyen ve henüz bir yerde de yayınlanmamış bu filmi izleyenler çok şanslı ya da çok şansız.

Yazar: Tuna Yüksel

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu