fbpx
FutbolÖzel Yazılar
Trend

MANCHESTER CITY ŞAMPİYONLUĞA YÜRÜYOR

Premier Lig’de yoğun fikstürün sonuna gelirken Manchester City maç eksiğine rağmen liderliğini sürdürmeyi başardı. Haftanın big six maçında ise son zamanlarda alışık olduğumuz sonuçlardan biri ortaya çıktı.

ALIŞKANLIK

Manchester City’nin geçtiğimiz sezondan bu yana devam eden savunma problemi artık ortadan kalmış gibi gözüküyor. Hafta sonu oynanan maç dahil olmak üzere son 12 maçında sadece üç gol yiyen City, savunma problemini çözmüş olduğu gibi 1-0’ı da artık çok daha iyi oynamaya başladı. Önceki yıllarda City öne geçtiği maçlarda farkı açmak için uğraşırken arkada fazlasıyla alan bırakıyordu. Ancak bu sezon itibariyle 1-0 öne geçilen maçlarda çok daha kontrollü bir oyun ve 1-0’ı koruma düşüncesi hâkim oldu. Guardiola’nın İngiltere’ye geldiğinde oynattığı oyun şu anda da değişmiş durumda ve sonuç aldıkça yeni tercih edilen oyun yapısı daha da hatasız hâle geliyor. Sheffield karşısında da farka gidebilecek bir oyun vardı ama kaçan goller ve topla oyunu kontrol etme isteği bunun önüne geçti. City, Guardiola’nın ilk City döneminden tamamen farklı bir oyun oynamasa da bazı şeyleri bütünüyle değiştirdi. Bu değişim City’ye çok daha geniş bir oyun yelpazesi sunarken kötü başlanan sezonda liderliğe yerleşmeye olanak sağladı. (Manchester City – Sheffield United: 1-0)

KONTROL

Bu sezon alışık olduğumuz big six maçlarının bir benzerini Arsenal ve Manchester United arasında izlememiz muhtemeldi ancak maçın ilk bölümü biraz farklı şeyler gösterdi. United sahaya 4-2-3-1 gibi dizilse de büyük maçlarda alışık olduğumuz baklava orta saha, bu maçta da United’a belirli bölümlerde oyun yoğunluğu ve geçiş oyunu için avantaj sağladı. Pogba’nın baklava 4-4-2 ve 4-2-3-1’deki kanat rolünü benimsemiş olması kendi performansının artmasına yardımcı olurken United için de Pogba düğümünün çözülmesine olanak sağladı.

Fransız oyuncu yaz transfer döneminde takımdan ayrılabilir ancak en azından sezon sonuna kadar bu kriz çözülmüş oldu. McTominay’in sakatlığına kadar olan bölümde her iki takımda çok yoğun ve presli bir oyunu tercih etti ve gol şansları üretti. Ancak McTominay’in çıkmasıyla birlikte United’ın oyun yapısı ve anlayışı da değişti. Klasik 4-2-3-1’e dönen United, sakatlık öncesindeki bölümdeki topa sahip olma oranını daha aşağıya çekti ve maç bu sezon genelinde izlediğimiz sıkıcı big six maçlarından birisine dönüştü. United’ın bu sezon hiçbir big six maçını kaybetmemesine artı puan verebiliriz ancak madalyonun diğer tarafında bu maçların hiçbirini kazanamadı yazıyor. Bu, United adına problem olmasa da şampiyonluk kazanmak için bu maçlardan galibiyet çıkarmak gerekiyor. (Arsenal:0 – Manchester United:0)

DENEME

Chelsea’nin başında çıktığı ilk maçta Wolherhampton ile berabere kalan Thomas Tuchel, ikinci maçında galibiyetle tanıştı. İlk iki maçında ligdeki en iyi savunma takımlarıyla oynamak Alman hoca için zor bir başlangıç fikstürüydü ancak her iki maçtan da yenilmeden ayrılmayı başardı. Wolves maçındaki sistem değişikliği bu maçta tekrarlandı ve Chelsea üçlü bir yapı ile sahadaydı. Tuchel’in en iyi sistemi bulmak için çabalıyor olması olumlu ancak Lampard’ın kovulmasına yol açan şey de arayış sürecini uzatmasıydı. Tuchel, kısa süre içinde böyle bir krizle karşılaşmayacak ancak doğru sistemi bulmak için fazla çabalaması Lampard ile benzer sonu yaşamasına yol açabilir.

Burnley maçında üçlü savunmayı Azpilicueta oluşturmak ve kanat bek için Callum Hudosn Odoi’yi tercih etmek önden eksilmeyi telafi ettiği gibi, Chelsea’nin çok daha tempolu oynamasına olanak sağladı. Lampard döneminde göz ardı edilen Hudson Odoi’nin Tuchel’in sisteminde çok daha önemli bir rolde oynayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Üçlü yapının Chelsea’nin oyun yapısına çok daha uygun olduğu Burnley maçı ile de tekrar ortaya çıktı. Eldeki beklerin ve Azpilicueta’nın varlığı bu oyunu daha da elverişli hale getirirken Havertz ve Werner’in rol paylaşımı için de çok daha uygun gözüküyor. (Chelsea:2 – Burnley:0)

İKİ FARKLI OYUN

Kane’in yokluğunda Tottenham’ın ne yapacağı büyük bir soru işaretiydi. Bu sorunun çözümü için Kane’nin oynamadığı ilk maçı görmemiz gerekiyordu. Kane’den yoksun çıkılan ilk maçta ise Tottenham’ın aslında sadece bir oyuncu değil, bir oyun şeklini de kaybettiğini görmüş olduk. Gole kadar oynanan bölümde topa hakim olan Brighton maçı fazlasıyla hak ettiğini gösterdi. Bu bölümde Kane olmadan geçiş oyununu oynamakta zorlanan Tottenham, ciddi bir tehlike yaratamadı. Brighton’ın bulduğu golden sonra ise üretmesi gereken taraf Tottenham’dı. Brighton golden önce sahip olduğu topu rakibine verirken bunu bir plan çerçevesinde yaptı. Rakibinin topla oynama zaafını bilen Graham Potter, Tottenham’a karşı toplu oyunu ne kadar iyi oynadıysa topsuz oyunu da bir o kadar iyi oynadı ve bu sezonki ilk iç saha galibiyetini aldı.

Tottenham’ın Kane’in sakatlığına bağlı düşen oyun performansı muhtemelen ligdeki konumlarını da etkileyecek ve sezonun ilk haftalarında kurulan ilk dört hedefi bir hayli zora girmiş olacak. (Brighton:1 – Tottenham:0)

Yazar: Batuhan Özokan

Daha fazla özel içerik için takipte kalın.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu