fbpx
BasketbolÖzel Yazılar
Trend

UZUNLAR VE KISALAR #5

NBA’de 2020-21 sezonu heyecanı tüm hızıyla sürüyor. Covid nedeniyle yaşanan ertelemelerin artık bir rutin haline geldiği ligde hem fiziksel hem mental olarak sağlıklı kalabilen ön plana çıkıyor.

Ben de Uzunlar ve Kısalar’ın bu bölümünde daha önceki haftalardan farklı olarak biraz oyuncu temelli tespitlerimi aktarmaya çalışacağım. Hangi 3 uzun daha ön plana çıkmış, hangi 2 kısa olumlu anlamda kendini göstermeye devam etmiş ve hangi koç bu düzensiz iklimde takımını raya oturtup hedefine doğru ilerlemiş? Gelin bakalım.

Immanuel Quickley-New York Knicks

New York Knicks’in 2020 NBA draftinde heyecan yaratan ve ön plana çıkan seçimi Obi Toppin’di. Fakat çaylak oyuncu, yaşadığı sakatlık ve Julius Randle’ın sezona fırtına gibi girişi gibi nedenlerden ötürü ilk aşamada ön plana çıkamadı. Ancak yine de New York semalarında parlayan bir genç var: Immanuel Quickley. Knicks’in Kentucky çıkışlı 25 numara seçimi, oyunda olduğu bölümlerde hücumda zorlanan takımı adına çölde vaha görevi görüyor desek yeri. Henüz ilk beş başlama deneyimi yaşayamayan oyuncu, ortalama yalnızca 17.8 dakika sahada kalabiliyor. Çaylaklar arasında sayı ve asist ortalamaları olarak beşinci sırada yer alan Quickley, önündeki dört oyuncudan çok daha az sahada kalıyor. Takımından maksimum verimi alarak sezona giren koç Tom Thibadeu’yu eleştirdiğim yegane noktaysa Elfrid Payton ısrarı ve Quickley’e ilk beş imkanı vermemesi. %94.4’le serbest atış atan, kalburüstü bir ‘floater’ yeteneği olan, genelde Knicks’e karşı uygulanan alan savunmalarının panzehiri niteliğinde deliciliği bulunan Quickley’nin; en yakın zamanda ilk beşe yerleşmesini umuyorum.

Trail Blazers karşısında Quickley: 30+ sayı 5+ üçlük. New York Knicks tarihinde benchten gelerek bu istatistikleri tutturan ilk oyuncu.

Jaylen Brown-Boston Celtics

Boston Celtics’in yıldızı deyince akıllara ilk gelen oyuncu Jayson Tatum. Tatum’ın kariyer gelişimi kendisine maksimum kontratı da getirdi. Tatum’ı süper yıldız klasmanına yazanların sayısı da her geçen gün çoğalmakta. Ancak bu sezonun başından beri aynı gelişimi gösteren ve benzer sıfata gün geçtikçe yaklaşan bir diğer oyuncu Jaylen Brown. İsmi her zaman Tatum’ın arkasında yazılan Brown, bu sezona kadar daha çok perimetre gerisindeki caydırıcılığıyla ön plana çıkıyordu. Öyle ki Brown, kariyerinin ilk 4 sezonunda hiçbir zaman 40 sayı ve üstüne çıkamamıştı. Brown, Tatum’ın koronavirüs nedeniyle sahalardan uzak kaldığı iki haftada bu 40 sayılık baremi iki kez geçmeyi başardı. Dün oynanan maçta 19 dakikada 33 sayı üreterek bu kez de Cavaliers’a patlayan yıldız oyuncu, gelişiminin hangi aşamaya geldiğini tüm somutluğuyla gösteriyor. Celtics’in şampiyonluk yolunda kat etmesi gereken aşamalar ve kadroya takviye yapması gereken elzem ihtiyaçları var. Ancak birbirinden eşsiz iki kanat oyuncusunun geldiği nokta takdire şayan.

Cavs karşısında Jaylen Brown: 19 dakika, 33 sayı.

1955 yılından bu yana 20 dakikanın altında süre alarak atılmış en yüksek sayı.

Draymond Green-Golden State Warriors

Golden State Warriors’ın görüntüsünü değiştiren adam. Warriors, sezon başı itibarıyla kibar tabirle zavallı bir görüntü çiziyordu. Ancak takımın ‘beyni’nin sahalara dönüşü olumlu bir etki yarattı ki galibiyet yüzdesindeki .50’lik barem aşıldı. Fakat bu sezon Draymond Green’i yalnızca üstün savunma bilgisi veya gelişmiş oyun zekasıyla güzellemek doğru olmayacaktır. Green, 2020 draftinin iki numarası James Wiseman’a da saha içinde koçluk yapıyor. Hatta bazen o kadar abartıyor ki Wiseman’a attığı fırçaları üzerine alınan hakemler kendisine teknik faul çalıyor (hafta başındaki New York Knicks-Golden State Warriors maçı). Kariyeri boyunca birçok farklı uzun tipiyle oynama şansına erişmiş Draymond Green’le çalışma fırsatı, Wiseman için çaylak sezonunda bulunmaz nimet. Hem Wiseman’in gelişimini izlemek, hem Green’in saha içindeki koçluğunu görmek; Warriors’ın bu sezonki iyi veya kötü oynadığı maçlardan bağımsız, ayrı bir heyecan ve ayrı bir keyif.

Draymond Green’in New York Knicks maçında Wiseman’i azarlarken aldığı ve oyundan atılmasına neden olan teknik faul, NBA yönetimi tarafından iptal edilmiştir.

Zach Lavine-Chicago Bulls

Zach Lavine için sezonun en ‘süper yıldızlaşan’ oyuncularından desem yanılmış olmam sanırım. Zach Lavine, doğal skorerliği ve atletizmiyle her zaman basketbol severlerin gözünün pasını silen bir yıldız olmuştu. Ancak Lavine, bu sezon itibarıyla Coby White’ın beklenen gelişimi ortaya koyamadığı ve Tomas Satoransky’nin ortalarda olmadığı hücumun dümenine de geçmiş vaziyette. Lavine’in kariyeri boyunca en fazla 4.5’i gören asist ortalaması, sezonun şu ana kadarki bölümü itibarıyla 5.4’ü bulmuş durumda. Sezona 7-9 giren Bulls’ta çaylak Patrick Williams’ın Lavine gibi bir skorerle yoğuruluyor oluşu olumlu bir done. Fakat işin diğer kısmında kırmızı alarm veren Bulls, savunma reytingi konusunda ligin 27. basamağında oturuyor. Bu noktada yıldızını taşıyamadığını gözlemlediğimiz Bulls’un ilk aşamada sertliğe, uzun vadede ise üzerine plan kurdukları Lavine’in sağlığına ihtiyaçları var.

Zach Lavine kariyer eFG: %51.5

Zach Lavine 2020-21 eFG: %58.4

Zion Williamson-New Orleans Pelicans

Formsuz ve düzensiz Pelicans’ın tüm olumsuzluklara rağmen parlamaya çalışan geleceği Zion Williamson. Zion, belli bir çıkış yakalamış durumda ancak takımın hali içler acısı. Her şeyden önce New Orleans Pelicans’taki geometrik bozukluklar sürüyor. Bu bozukluklar artık sinirlerin de oynamasına sebep oluyor. Zira Pelicans’ın oyun kurucu konusunda niceliği kadar niteliği olmadığı bir gerçek. Lonzo’nun yokluğunda Ingram’dan sonra ikincil top yönlendirici Nickeil Alexander-Walker oldu. Oyun kurucu pozisyonundaki bu nitelik eksikliğini diğer pozisyonlardan yapılabilecek devşirmelerle kapatmaksa imkansız. Çünkü uzun pozisyonunu dolduran ikili Steven Adams ve Jaxson Hayes bu yeteneklere sahip oyuncular değiller. Artı Adams ve Hayes gibi iki uzunun varlığı sahip olmadığı yeteneklerden öte varlıkları dahi Zion’ın da verimini aşağıya çekiyor. En baştan kadro mimarisi açısından sıkıntı yaşayan Pelicans, bu sıkıntıların sahaya tezahürünü de son haftada acı bir şekilde tattı. New Orleans’ta gidişat, genel menajer David Griffin veya koç Stan Van Gundy’nin yapacağı radikal değişiklikler olmadan pozitife dönmeyecektir.

Son 3 maçta Pelicans: 0-3

Tyron Lue-Los Angeles Clippers

Lige geçen sezon bıraktığı yerden hayal kırıklıklarıyla Los Angeles Clippers, toparlanmış durumda. Sezon başında maç içinde manik depresif hallere giren oyuncu topluluğu yerine sahada daha oturaklı ve ayağı yere basan bir takım var. Her ne kadar normal sezon ikinci planda gibi gözükse de Clippers’ın Batı’nın zirvesinde olması böyle bir sezonda mental açıdan takımı diri tutacaktır. Son 7 maçını kazanan Clippers, şehrin bir diğer takımı Lakers’la beraber zirveyi paylaşır hale gelmiş durumda.

Son 7 maçını kazanan Clippers: +119

Kutluhan KOCADAĞ

Kutluhan Kocadağ, 23 yaşında. Başta basketbol olmak üzere farklı spor branşlarıyla ilgilenmekten, sinemadan ve seyahat etmekten keyif alıyor. Derela Spor’da birçok farklı spor dalıyla ilgili haberler ve çeviriler kaleme alıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu